İçeriğe geç

Koruncuk Vakfının amacı nedir ?

Çocuk Vakfı ne iş yapar? Bir günlüğün sayfalarına sığmayan hikâye

Kayseri’de kış uzun sürer. Hava erken kararır, sokak lambaları daha gün batmadan yanar, insanın içi de biraz erken üşür. Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar pencere kenarına oturup defter karıştırıyorum. O defterde bazen çocukluğum var, bazen yarım kalmış hayallerim, bazen de “neden böyle hissediyorum” diye başlayan cümleler.

O gün de öyle bir gündü. Soğuk camın buğusu parmağıma yapışırken, aklımdan tek bir soru geçiyordu: Çocuk Vakfı ne iş yapar?

Sadece internetten okunan bir cümle gibi değil… daha çok insanın içine dokunan bir şeyin peşindeydim. Çünkü bazı sorular bilgiyle değil, yaşanmışlıkla cevaplanıyor.

Bir sabahın içinde başlayan hikâye

Artorganizasyon takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Koruncuk Vakfının amacı nedir” konusunu seven herkes için hazırlandı.

O sabah erkenden uyanmıştım. Kayseri’nin sert sabahlarından biri… dışarıda sessiz ama keskin bir soğuk vardı. Okula gitmek için otobüs durağına yürürken, bir çocuk gördüm.

Elinde küçük bir çanta, ayakkabıları biraz büyük, elleri cebinde ama cebinde ısınacak kadar bir şey yok gibi… gözleri ise sanki çoktan büyümüş gibiydi.

İçimden şu geçti:

“Bazı çocuklar çocuk gibi büyüyemiyor.”

O an nedense Çocuk Vakfı aklıma düştü. Daha önce adını duymuştum ama hiç üzerinde durmamıştım. Sanki bir kitap kapağı gibi; görmüşüm ama açmamışım.

O gün derste bile aklım oradaydı. Defterime şunu yazmışım:

“Bugün bir çocuğun gözlerinde yetişkin yorgunluğu gördüm.”

Ve işte her şey biraz orada başladı.

Çocuk Vakfı ne iş yapar? İlk gerçek karşılaşma

Bir hafta sonra üniversiteden bir arkadaşım bir etkinlikten bahsetti. Gönüllü çalışmalardan, çocuk kitaplarından, eğitim desteklerinden söz etti. Konuşmanın arasında geçti: Çocuk Vakfı.

İşte o an kafamda bir şeyler yerine oturmaya başladı.

“Demek bu sadece bir isim değilmiş,” dedim içimden.

Gittim. Merakım ağır bastı. Belki de içimdeki boşluk bir şeylerle dolmak istiyordu.

Kapıdan içeri girdiğimde ilk hissettiğim şey sessizlik değil, düzen de değil… bir tür “özen” oldu. Her şeyin bir amacı var gibiydi. İnsanlar sadece çalışmıyor, bir şeyleri büyütmeye çalışıyordu.

Bir görevli bana döndü:

“İlk defa mı geliyorsun?”

Başımı salladım.

“Çocuklarla ilgili işler yapıyoruz,” dedi. “Kitaplar, eğitim destekleri, projeler…”

O an düşündüm:

“Keşke bazı çocukların hayatına böyle bir cümle daha sık dokunsa.”

İlk görev: Küçük bir kitap kolisi

Beni bir masaya yönlendirdiler. Üzerinde çocuk kitapları vardı. Renkli kapaklar, çizimler, umut gibi duran sayfalar…

Görevim basitti: kitapları paketlemek.

Ama hiçbir şey “basit” hissettirmiyordu.

Bir kitabı elime aldım, kapağında bir çocuk çizimi vardı. Gülümsüyordu. Ben gülmüyordum. O an fark ettim; bazı gülümsemeler insanı içine çeker.

Yanımda çalışan biri sordu:

“Ne düşünüyorsun?”

Bir an durdum.

“Bilmiyorum,” dedim. “Sanki bir şeyleri geç kalmışım gibi hissediyorum.”

O da sadece gülümsedi:

“Bazen geç kalmak, başlamanın başka bir yolu.”

O cümle gün boyu kafamda döndü.

Kayseri sokakları ve içimde büyüyen boşluk

Akşam eve dönerken otobüste camdan dışarı baktım. Kayseri’nin gri binaları, soğuk ışıkları… ama içimde farklı bir şey vardı.

Hayal kırıklığı gibi.

Çünkü şunu fark ettim: Ben uzun zamandır sadece izliyormuşum.

Çocukların hayatına dokunan şeyleri sadece uzaktan görmüşüm.

Ve bu düşünce içimde ağırlaştı.

Defterime yazdım:

“İnsan bazen iyiliği sadece düşünerek yaşadığını sanıyor.”

Ama o gün anladım ki, düşünmek yetmiyor.

Bir çocukla kısa bir karşılaşma

Bir hafta sonra tekrar gittim.

Bu kez daha farklı bir iş vardı. Çocuklara dağıtılacak eğitim materyallerini düzenleyecektik.

Orada küçük bir çocuk geldi. Elinde kalem vardı ama kalemi sıkıca tutuyordu, sanki kaybetmekten korkar gibi.

Bana baktı.

“Bu benim mi?” dedi.

Elimdeki deftere baktım, sonra ona.

“Evet,” dedim.

Gülümsedi.

O gülümseme… işte o gülümseme insanın içini yumuşatan türdendi.

O an düşündüm:

“Demek ki bazı soruların cevabı, bir çocuğun elindeki kalemde saklı.”

Çocuk Vakfı ne iş yapar? Sadece yardım değil, bir tür yeniden başlama

Önerdiğimiz İçerik: Korunan alanlar nerelerdir ?

Zaman geçtikçe anladım ki konu sadece yardım etmek değil.

Konu, çocukların hayatına küçük ama kalıcı dokunuşlar bırakmak.

Eğitim desteği, yayınlar, projeler, bilinçlendirme çalışmaları… hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey sadece bir kurum değil, bir tür “koruma alanı” gibi.

Ve ben bunu ilk kez orada hissettim.

Bir gün mola sırasında biri şöyle dedi:

“Biz burada çocuklara sadece şey vermiyoruz, onlara ‘olabilirlik’ veriyoruz.”

Bu kelimeyi unutamadım: olabilirlik.

Çünkü bazı çocuklar sadece “olabilir” fikrine ihtiyaç duyuyor.

İç ses: Ben ne yapıyorum?

O gün kendime çok net bir soru sordum:

“Ben şimdiye kadar ne yapıyordum?”

Cevap vermek zor oldu.

Çünkü çoğu zaman hayatı sadece yaşıyordum. İzliyordum, geçiyordum, erteliyordum.

Ama orada şunu hissettim:

Bir şeylerin parçası olmanın ağırlığı ve güzelliği aynı anda var.

Bir akşam ve değişen bakış

Bir akşam çıkışta hava çok soğuktu. Kayseri’nin rüzgârı yüzüme vururken yürüdüm.

Normalde böyle havalarda eve gidip battaniyeye sarılırdım. Ama o gün farklıydı.

İçimde garip bir sıcaklık vardı.

Hem umut vardı hem de hafif bir hüzün.

Çünkü gördüğüm şeyler kolay değildi.

Her çocuğun eşit şartlara sahip olmadığını görmek içimi acıttı.

Ama aynı zamanda şunu da gördüm:

Birilerinin bunu değiştirmek için çalıştığını görmek, insanı ayakta tutuyor.

Defterin son sayfası: Bir cümlelik değişim

O gece defterime sadece tek bir cümle yazdım:

“İyilik bazen büyük bir şey yapmak değil, bir çocuğun hayatına küçük bir ışık bırakmaktır.”

Ve o cümle, benim içimde bir şeyleri değiştirdi.

Kayseri’nin soğuğunda içimde kalan şey

Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:

Çocuk Vakfı benim için sadece bir kurum adı değil.

Bir sabah durağında gördüğüm çocuğun bakışı.

Bir kitap kolisinin içindeki umut.

Bir kalemin bir çocuğun eline ilk kez güvenle verilmesi.

Ve en önemlisi… içimde büyüyen sorumluluk hissi.

Son söz gibi değil, devam eden bir düşünce

Hayat bazen insanı sadece kendi içine kapatıyor. Ama bazı yerler var ki, oraya girince dış dünyayı hatırlıyorsun.

Benim için o yerlerden biri bu oldu.

Ve hâlâ her Kayseri sabahında, soğuk havaya rağmen yürürken aklımdan aynı şey geçiyor:

“Bir çocuk için küçük bir dokunuş, bir hayatın yönünü değiştirebilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vd casino giriş