Ihlamur En Doğru Nasıl Yapılır? Kayseri’de Soğuk Bir Gecenin İçinde Saklı Hikâye
Kayseri’de kış dediğin şey biraz serttir. Rüzgâr yüzüne çarparken sadece tenini değil, sanki düşüncelerini de üşütür. O yüzden burada insanlar çayı sadece içmez; çayı yaşar. Özellikle de ıhlamuru.
Ben 25 yaşında, günlük tutmayı garip bir şekilde alışkanlık haline getirmiş biriyim. Bazı günler sayfalar dolusu yazarım, bazı günler tek bir cümle bile çıkmaz. Ama o kış gecesi… Defterimin kenarına sadece şunu yazmışım:
“Bugün ıhlamur kokusu eve biraz umut getirdi.”
O cümlenin devamını şimdi yazıyorum. Çünkü o gün, “Ihlamur en doğru nasıl yapılır?” sorusunun sadece bir tarif olmadığını öğrendim.
Soğuk Bir Akşam ve Sessiz Bir Ev
O akşam evin içinde garip bir sessizlik vardı. Dışarıda rüzgâr camı yokluyordu, içeride ise annem mutfakta sessizce dolanıyordu. Ben salonda battaniyeye sarılmış, televizyonun açık ama sesinin kapalı olduğu bir ortamda düşünüyordum.
Bir süredir içimde tuhaf bir boşluk vardı. Ne tam adı konuyordu ne de görmezden gelinebiliyordu. O gün arkadaşlarla konuşmalarım yarım kalmış, mesajlara geç cevap vermiş, hatta kendime bile tahammül edememiştim.
Annem mutfaktan seslendi:
— “Oğlum, ıhlamur yapıyorum. İçer misin?”
O an içimde bir şey kıpırdadı. Sanki o soru, sadece çayla ilgili değildi.
Ihlamur En Doğru Nasıl Yapılır? Sadece Bitki Değil, Bir Ritüel
Mutfakta annem kurumuş ıhlamur çiçeklerini avucuna almış, yavaşça kokluyordu. O görüntü bile insanı sakinleştirmeye yeterdi.
Ben merakla sordum:
— “Anne, Ihlamur en doğru nasıl yapılır gerçekten? Hep aynı şey mi, suyu kaynat at bitkiyi beklet?”
Annem bana bakıp hafifçe gülümsedi. O gülümsemede hem sabır vardı hem de yılların tecrübesi.
— “Oğlum,” dedi, “ıhlamur aceleyle yapılmaz. Su gibi sabır ister.”
O an bunu basit bir tarif gibi dinlemedim. Çünkü ses tonu bile başka bir şey anlatıyordu. Sanki sadece çay değil, hayatın kendisi anlatılıyordu.
İlk Ders: Kaynar Su Her Şey Değildir
Annem ocağın altını açtı ama suyu fokur fokur kaynatmadı. Ben şaşırdım.
— “Neden kaynar su yapmıyorsun?” dedim.
— “Çünkü ıhlamuru yakarsan kokusu kaçar,” dedi.
İşte o cümle içime işledi.
Bir şeyleri aceleye getirdiğimde neden hep eksik hissettiğimi o an biraz daha anladım. Belki de ben de kendi içimdeki şeyleri “yakıyordum”.
Ihlamur en doğru nasıl yapılır sorusunun ilk cevabı o anda verilmişti: Sabırla.
Koku Yayılınca Zaman Yavaşladı
Su kaynamaya yakınken ocaktan alındı. Üzerine ıhlamur çiçekleri yavaşça bırakıldı. O an mutfağın içi değişti.
Sanki evin duvarları biraz daha yumuşadı. Rüzgâr bile dışarıda biraz geri çekilmiş gibiydi.
Ben o sırada mutfak kapısına yaslanmış, sadece izliyordum. İçimde garip bir huzursuzluk vardı ama aynı zamanda bir rahatlama da hissediyordum. Tam ortada bir yerdeydim.
Annem çayı karıştırırken konuştu:
— “Bırak şimdi demlensin. Acele etmeyeceksin.”
Ben içimden düşündüm:
“Keşke bazı duygular da böyle demlense.”
İkinci Ders: Beklemek Boşluk Değil
Dakikalar geçtikçe ıhlamurun kokusu evi doldurdu. O koku sadece buruna değil, insanın içine de giriyor gibiydi.
Telefonuma baktım. Bildirim yoktu. Kimse yazmamıştı. Normalde bu beni rahatsız ederdi ama o an garip bir şekilde umursamadım.
Çünkü ilk defa beklemenin boşluk olmadığını hissettim.
Ihlamur en doğru nasıl yapılır sorusunun ikinci cevabı burada saklıydı: Beklemeyi bilmek.
Bir Bardak ve İçimdeki Gürültü
Bardağı elime aldığımda sıcaklık avucuma yayıldı. O sıcaklık sanki sadece fiziksel değildi. İçimdeki gergin bir şeyi de çözüyor gibiydi.
İlk yudumu aldım.
Ve garip bir şey oldu.
O gün içimde ne varsa biraz sustu.
Hayal kırıklığım tamamen geçmedi. Ama sesi kısıldı.
Huzursuzluğum kaybolmadı ama kenara çekildi.
Sanki ıhlamur bana şunu diyordu:
“Ben seni düzeltmem. Sadece biraz hafifletirim.”
Kayseri Gecesi ve Dışarıdaki Rüzgâr
Pencereye gittim. Dışarıda rüzgâr hâlâ sertti. Kayseri’nin kışı yerinde durmuyor, kendi dilinde konuşuyordu.
Ama içeride başka bir dünya vardı.
O an fark ettim: Bazı şeyler dışarıda değişmez. Ama içeri değişebilir.
Ihlamur en doğru nasıl yapılır sorusu artık bir tarif değil, bir farkındalık olmuştu benim için.
Dışarı soğuktu, ev sıcaktı. Dışarı gürültülüydü, içeri sessizdi.
Ve ben ilk defa ikisi arasındaki farkı bu kadar net hissediyordum.
Üçüncü Ders: Şifa Hızlı Gelmez
Annem yanımda oturdu.
— “İyi geldi mi?” dedi.
— “Bilmiyorum,” dedim dürüstçe. “Ama kötü gelmedi.”
Güldü.
— “Zaten ıhlamur öyle bir şeydir,” dedi. “Hemen iyileştirmez. Ama seni yalnız bırakmaz.”
O an boğazımda bir şey düğümlendi.
Belki de uzun zamandır ilk defa biri bana “hemen düzelmek zorunda değilsin” demişti.
Gece, Defter ve Yazılmayan Cümleler
O gece odama geçtiğimde defterimi açtım. Normalde her şeyi uzun uzun yazardım. Ama bu kez elim durdu.
Sadece şunu yazdım:
“Bugün ıhlamur içtim. İçimdeki gürültü azaldı.”
Sonra kalemi bıraktım.
Daha fazlasını yazmak istemedim. Çünkü bazı şeyler yazıldıkça küçülür, bazılarıysa sadece hissedilerek kalır.
Ama içimde bir soru dönüp duruyordu:
Ihlamur en doğru nasıl yapılır?
Cevap artık basit bir tarif değildi.
Ertesi Günün Sessiz Devamı
Sabah uyandığımda ev hâlâ ıhlamur kokuyordu. Bu imkânsızdı belki ama öyle hissediyordum.
Hayat aynıydı. Kayseri aynıydı. Ben aynıydım.
Ama içimde bir şey biraz daha yumuşamıştı.
Kahvaltıda annem hiçbir şey söylemedi. Ben de sormadım.
Çünkü bazı cevaplar konuşulmaz.
Son Düşünce: Bir Çayın Öğrettiği
Şimdi geriye dönüp baktığımda o geceyi bir tarif gibi hatırlamıyorum.
Bir süreç gibi hatırlıyorum.
Kaynatmadan, acele etmeden, yakmadan, bekleyerek…
Ihlamur en doğru nasıl yapılır sorusunun cevabı mutfakta değilmiş.
İnsanın içinde saklıymış.
Ve ben o gece şunu öğrendim:
Bazen en doğru şey, sadece sıcak bir bardak ve biraz sessizliktir.